Loading...

16.07.2020

Avrupa Birliği Mevzuatı Perspektifinden Dijital Ekonomi, Rekabet Politikası ve Yeni Müdahale Araçları

     I.         Giriş

 

Dijital ekonominin ve beraberinde getirdiği yeni pazar dinamiklerinin ekonomi politikaları ve yasal düzenlemeler üzerindeki etkileri gün geçtikte artmakta ve bu bağlamda özellikle rekabet hukuku alanında yoğun tartışmaların gerçekleştiği görülmektedir. Bu çalışmada dijital ekonomi ve özellikle platformlar özelinde rekabet hukukun uygulanması hakkında, özellikle hayata geçirilmek istenen yeni rekabet hukuku araçları konusunda yaşanan gelişmelere Avrupa Birliği perspektifinden bakılarak yer verilecek ve bu gelişmelerin Türkiye’ye olası etkileri incelenecektir.


Avrupa Birliği’ndeki ve ülkemizdeki rekabet otoritelerinin dijital ekonomiye yaklaşımı ve atfettiği önem dikkate alındığında, dijital ekonominin rekabet politikaları üzerinde önemli bir etkisi olacağı, hatta bu etkinin kendisini fiilen de göstermeye başladığı rahatlıkla söylenebilecektir.

 

Dijital eko-sistem ve platform ekonomilerinin yapısal özellikleri kendiliğinden birtakım rekabet sorunlarını beraberinde getirebilmektedir. Aynı zamanda dijital ekonomi bünyesinde yer alan paydaşların yenilikçi iş modelleri de rekabet hukukunun geleneksel yöntemlerinin farklılaşmamasını zorunlu kılabilmektedir.

 

Bu bakımdan son yaşanan tartışmalarla birlikte geleneksel rekabet hukuku uygulamalarının eksik kaldığı noktalarda (özellikle dijital ekonominin dinamik yapısı ve bunun karşısında rekabet hukukunun göreli olarak yavaş işleyen bir hukuk alanı olması) dijital ekonominin kendine özgü koşulları ile uyumlu yeni birtakım gözetim, müdahale ve tedbir araçları pazarın rekabetçi yapısı, inovasyonlar ve tüketicilerin korunmasının hedeflendiği görülmektedir. Dijital ekonomilerde rekabetin korunması için ardıl (ex-post) müdahale araçlarına kıyasla çok daha efektif bulunan öncül müdahale araçlarına ilişkin olarak gerek Avrupa Birliği nezdinde gerek sair hukuk düzenlerinde atılan adımlar ise geçtiğimiz senelerde hız kazanmıştır. Örneğin;


-        Avustralya’da dijital platform pazarlarında tüketicinin korunması ve rekabetin proaktif bir şekilde sağlanması, gözetimi ve incelenmesi için özel bir birim kurulmuş ve Avusturalya Rekabet ve Tüketici Komisyonu’ndan dijital platformlar ile medya şirketleri arasındaki ilişkiye uygulanacak zorunlu bir davranış kuralı oluşturulması talep edilmiştir.

-        Almanya’da “pazarlar arası rekabette üstün bir önemi” olan platformların Alman rekabet otoritesi (Bundeskartellamt) tarafından hakim durumda olarak belirlenebilmesi için mevzuat değişikliği taslağı sunulmuştur. Yine bu kapsamda platformların belirli davranışlarda bulunmalarının yasaklanabilmesi için Bundeskartellamt’ın yetkilerinin genişletilmesi beklenmektedir.

-        Japonya’da dijital platform işletmeleri ve gizliliğin korunması konularında daha şeffaf tartışmaların yürütülebilmesi adına “Dijital Pazar Rekabet Merkezi” kurulmuştur. Bu merkezin Haziran 2020 tarihli raporunda belirtmiş olduğumuz ex ante düzenleme önerilerine de yer verilmiştir.

-        Belçika, Hollanda ve Lüksemburg rekabet otoritelerinin ortak açıklamasında rekabet otoritelerine -ex post uygulamalara dayanmak yerine- hakim durumdaki şirketlere rekabet sorunlarını önleyici birtakım çareleri uygulama yükümlülüğü getirme yetkisi tanınması teklif edilmiştir.

 

Bu çalışmamızda, rekabet hukuku ve politikalarının dijital ekonomi alanındaki değişimini ortaya koymak adına özellikle Avrupa Birliği’ndeki mevcut gelişmeler ve Türkiye’nin bu süreçte hangi noktada bulunduğu üzerinde durulmaktadır.

 

   II.         Avrupa Birliği Mevzuatı Perspektifinden Dijital Ekonomi ve Rekabet Politikası

 

Komisyon 2 Haziran 2020 tarihinde resmi internet sitesinden yaptığı detaylı açıklama ile rekabet sorunlarının zamanında ve efektif bir şekilde çözüme kavuşturulması amacına hizmet etmek üzere yeni bir rekabet hukuku aracının (tool) oluşturulması gerekliliğine yönelik görüş alma sürecini başlattığını kamuoyuna duyurmuştur.

Her ne kadar oluşturulacak bu yeni araç tüm sektörlerde uygulanabilecekse de yapılan duyurudan ve Komisyon’un dijital ekonomi ile ilgili diğer paylaşımlarından, bu aracın dijital ekonominin hızlı değişen yapısına göreceli olarak yavaş işleyen rekabet kurallarının uyum sağlamasını hedeflediği söylenebilecektir.

Gerçekten de dijital ekonomide karşılaşılan rekabet sorunlarının hızla giderilmediği durumda diğer endüstri ve sektörlere göre bu sorunların etkisinin ağır ve geri dönülemez şekilde gerçekleşebileceği rahatlıkla söylenebilecektir. Bir diğer ifade ile, şebeke dışsallıkları ve bu alanda faaliyet gösteren şirketlerin hızlı büyüme temayülü nedeniyle bu hız ve önemin dijital ekonomide -diğer endüstrilere nazaran- daha yüksek olduğu söylenebilecektir.

Komisyon’un ayrıca “Dijital Hizmet Kanunu Paketi” olarak adlandırdığı düzenleme çalışmaları kapsamında da; platformlar tarafından domine edilen ve karakteristik özellikleri bakımından şebeke dışsallıklarının ön plana çıktığı alanlarda inovasyonun ve pazara girişin teşvik edilmesini sağlayacak bir takım öncül kurallar dizayn etme çabasında olunduğu görülmektedir.

Buna ek olarak, Komisyon daha önce benzerine pek karşılaşılmadığı bir biçimde ve anılan kanun çalışmaları kapsamında kullanılmak üzere, dijital ekonomideki rekabet sorunları üzerine bir çalışma yapılması için 600.000 Euro değerinde bir ihale açma aşamasında olduğu basına yansıtmıştır. Buna göre ihale kapsamında hazırlanacak rapor; önemli ağ etkileri taşıyan alanlar (gatekeeper) niteliğindeki platformalar ile bağlantılı rekabet sorunları ele almalı ve hakim durumdaki bu platformların piyasaya girişleri engelleyen davranışlarının yasaklanması ve rekabet eşitsizliklerinin giderilmesine yönelik farklı çözüm yolları konusunda Komisyon’a destek sağlamalıdır.

Dijital Hizmet Kanunu Paketi ve yeni rekabet hukuku aracına yönelik olarak başlatılan görüş süreci aynı gün Komisyon sayfasında yayımlanmış olup öncül düzenlemeleri konu alan birinci çalışma ile ardıl nitelik taşıyan yeni rekabet hukuku aracını konu alan ikinci çalışmanın birbirlerini tamamlar nitelik taşımaları nedeniyle Komisyon tarafından bu çalışmaların birlikte yürütüleceğinin ifade edilmiştir. Diğer bir ifade ile, çalışmalardan birine verilen görüş diğer çalışmanın da girdisi niteliğinde olabilecektir.

Esasen Komisyon’un, rekabet hukukunun dijital ekonominin gerektirdiği hız ve etkinliğin bulunmadığı yönündeki eleştirileri bir süreden beri dikkate almakta olduğu da görülmektedir. Başkan Yardımcısı Vestager’in 9 Aralık 2019’da yaptığı “Defining markets in a new age” başlıklı konuşmasında konuyla ilgili aşağıdaki ifadelere yer vermektedir.

Gerçekten de bazı hallerde tartışma çelişkili bir hal alabilmektedir. Bir taraftan -ki bazen aynı yönden- rekabet uygulamalarının hem çok katı hem çok hoş görülü olduğunu duyuyoruz, diğer taraftan ise bizden daha çok şey yapmamız, daha hızlı hareket etmemiz, büyük teknoloji şirketlerinin rekabeti ortadan kaldırmasını durdurmamız isteniyor. Bir başka tarafta ise Avrupalı tüketicileri ve işletmeleri korumak adına sert aksiyonlar almamız nedeniyle Avrupa’daki birtakım şirketleri dünya lideri olabilmek için gereken ölçeğe gelmelerini engellediğimiz belirtiliyor.

Fakat bu hususlar bizim kuralları uygulama yöntemimizin bu yeni dünyada hala uygun olup olmadığını kontrol etmemizin önemini azaltmamaktadır. Bu yeni dönemde karşılaştığımız zorluklar, bizim rekabet düzenlemelerini icra etmemizde kullanacağımız araçlara tekrar dönüp bakmamız gerektiğini gösteriyor.”

Komisyon tarafından dijital ekonomide rekabet politikasının belirlenmesine destek sağlamak üzere hazırlanan “Competition Policy for the Digital Era” raporunda ise konuyla ilgili aşağıdaki ifadelere yer verildiği görülmektedir:

Ancak rekabet hukukunun bu gücünün -olaya özgü olmasının- aynı zamanda olumsuz tarafları bulunmaktadır. Her ne kadar dijitalleşmeye ilişkin tartışmaların çoğu müdahale hızına ilişkinse de her bir olay bazında ilgili rekabetçi etkilerin belirlenmesi zaman almakta ve masraflı olmaktadır, ayrıca rekabet hukukunun genişliği ve esnekliğinin doğal bir sonucu da uygulanmasının genellikle karmaşık ve detaylı bir süreç olmasıdır. Bu özen gerektiren süreç ve beraberinde gelen akademik tartışmalar, dijital ekonominin birçok karakteristik özelliğinin daha iyi anlaşılmasına neden olmuş ve olmaya devam etmektedir. Artan bu anlayış, dijital ekonominin yeni sorunlarının daha iyi karşılanması için tüketicinin korunması mevzuatının, haksız rekabet düzenlemelerinin ve hatta veri koruma hukukunun genel kurallarının düzeltilmesine yardımcı olacaktır. Bu kuralların uygulanması sırasında elde edilen bu anlayışlar ise rekabet politikasının gelişimini belirleyecektir. Bu değişiklikler, farklı hukuki rejimler arasındaki sınırların değiştirilmesi sonucunu doğurabilecektir. Bazı hallerde birtakım sorunların ilgili şirketin pazar gücünün olması ile yakından ilgili olduğunu, ancak bunların yeni bir düzenleyici rejim gerektirdiği kadar sık ve sistematik olarak yaşandığını görmemiz söz konusu olabilecektir.

Bu kapsamda yakın bir zaman önce alınan Broadcom kararında Komisyon’un Avrupa’nın Dijital Çağa Uyumundan Sorumlu İcraci Başkan Yardımcısı Margarethe Vestager’in aşağıdaki açıklamasının bu hassasiyeti yansıttığı söylenebilecektir.

Geçici tedbirlerin amacı, rekabet üzerinde düzeltilmesi mümkün olmayan zararların önlenmesidir. Bu tedbirlerin; bir taraftan savunma durumundaki tarafın haklarının, diğer taraftan ise rekabet uygulamalarının hız ve etkinliğinin korunması arasında bir dengeyi sağlaması gerekmektedir. Geçici tedbirler, Komisyon’a ilk bakışta hukuka aykırı olarak değerlendirilen davranışların durdurulması için ilgili şirkete talimatta bulunmasına izin verir. Aynı zamanda ilgili şirketin de tedbir alınmadan önce dinlenme hakkı bulunmakta, bu tedbirlere karşı Avrupa mahkemelerinde itiraz edebilmektedir. “

Bu karardan öncesine kadar Komisyon, alacağı tedbir kararı ile yanlış müdahalede (Error cost framework) bulunarak hakkında soruşturma yürütülen tarafın haklarının ihlal edilmemesine özen göstermekte idi. Bu karar ile birlikte Komisyon’un müdahale yaklaşımına yönelik politikasını -rekabetin hızlı bir şekilde tesis edilmesi yönünde- değiştirmekte olduğu görülmektedir. Bu politik tercihte Komisyon’un yeni dönem başkanı Von der Leyen ve başkan yardımcısı konumuna yükseltilmiş olan ve geçmişte büyük teknoloji firmaları hakkında önemli kararlara imza atan Margrethe Vestager’in etkisinin olduğu söylenebilecektir. Başkan Yardımcısı Vestager’in 26 Haziran 2020 tarihli bir açıklamasında ise bu husus tekrar karşımıza çıkmaktadır;

Bu soruna verilebilecek cevaplardan biri de tüm deliller incelenirken mevcut durumun kötüleşmesinin engellenmesi için geçici tedbirlerden daha çok faydalanılmasıdır. Geçen sene, yaklaşık 18 yıl sonra, müşterileri ile olan sözleşmelerinde müşterinin üçüncü taraflardan çip satın almasını engelleyen bir hükmü kullanmasını geçici olarak durdurmak adına Broadcom nezdinde bu gücü kullandık. Ve bu dijital dönemde bunu yapmamız için yine bir 20 yıl geçeceğini sanmıyorum.

Geçici tedbirlerle dahi her zaman zamanında müdahale edemeyebiliriz. Ancak bu durumu önüne geçilemeyecek bir tekel olarak kabul etmemiz gerektiği anlamına gelmemektedir. Pek çok senedir “iyileştirici tedbirler” olarak adlandırılabilecek bir uygulama (şirketlerin, rekabete verdikleri zararları geri almaları için olumlu aksiyonlar alma yönünde talimatlandırılması) yetkimiz bulunmakta. Raporlarında özel danışmanlar bizleri bu tedbirleri kullanmaya çağırdı – ve biz de ne zaman bunun yapılacak doğru şey olduğunu düşünürsek bunu yapacağız. […]

Bu yeni araç bizlere, elimizdeki mevcut yetkiler ile yapmamız mümkün olmayan veya mevcut yetkilerimizin çok daha az etkin olacağı hallerde rekabetteki yapısal sorunlarla başa çıkma imkanı sağlayacaktır. Bu araç, halihazırda olaylar özelinde gerçekleştirdiğimiz titiz inceleme ile aynı şekilde ve aynı ispat yükümlülükleri, ilgili şirketlerin kendilerini savunmalarına ilişkin aynı hakları söz konusu olarak ve konuyu mahkemeye taşımamız için karar verme gerekliliği ile pazarları incelememize izin verecektir. Yeni araç ile sorun tespit edince müdahale edebilir olacağız. Bunu şirketlere ceza keserek veya kuralları ihlal ettiği için suçlu bularak değil fakat rekabeti koruyacak yükümlülükler getirerek yapabileceğiz. Bunlar örneğin, belirli bir şekilde hareket etme veya veriyi diğerlerine açık hale getirme yükümlülüğü olabilir. Son çare olarak ise rekabeti korumak için şirketleri bölmek bile olabilir.”

Bu politik yaklaşımın bir sonucu olarak, bir süredir Komisyon tarafından incelenmekte olduğu bilinen ve dijital ekonominin merkezinde yer alan bazı şirketler hakkında seri halinde soruşturmalar açıldığı görülmektedir. Rekabet hukukunun devlet yardımlarına ilişkin düzenlemeleri kapsam dışında tutulduğunda, daha ziyade Google hakkında incelemelerin yoğunlaştığı görülmekteyken[1] bu yeni dönemde Komisyonun etki alanını genişleterek diğer büyük teknoloji firmalarına da soruşturma açtığı görülmektedir. Bunların başlıcaları (i) Amazon’un e-ticaret işkoluna açılan soruşturma ile Apple’ın (ii) uygulama mağazası (App Store) ve (iii) ödeme (Apple Pay) faaliyetlerine yönelik açılan soruşturmalardır.

 

Ø  Amazon Soruşturması

Amazon’a açılan soruşturma Amazon’un e-ticaret pazaryerinde satıcı konumunda bulundan teşebbüslerle anlaşmalarını konu almaktadır. Komisyon, anlaşmalarda yer alan Amazon’un satıcıların verilerini analiz edebilme ve kullanma yetkilerinden yola çıkarak paylaşılan verilerin nasıl kullanıldığını ve rekabeti kısıtlayıp kısıtlamadığını araştıracaktır. Bu bağlamda, Amazon’un Buy Box[2] promosyonuna hak kazanan satıcıların belirlenmesinde satıcıların Amazon ile paylaştığı verilerin etkisi olup olmadığını araştırılacaktır.

Ø  Apple AppStore Soruşturması

AppStore soruşturması ilk olarak Spotify’ın birçok rekabet otoritesi nezdinde yaptığı şikâyet başvurular ile gündeme gelmiştir. Apple, iOS uygulama geliştiricilerinin kullanımına sunduğu içi satın alma sistemi üzerinde yapılan tüm ödemelerden %30 oranında komisyon kesmektedir, ve ayrıca uygulama geliştiricilerinin kullanıcılarına uygulama haricinde ödeme yapabilme imkanlarının bulunduğunun tanıtımını yapmalarını da yasaklamaktadır.

Böylelikle müzik yayını, e-kitap ve sesli kitap gibi Apple’ın dikey bütünleşik olduğu (kendisinin içerik sağlayıcı uygulamalara sahip olduğu) pazarlarda rakiplerini maliyetlerini yükselterek faaliyetlerini zorlaştırmakta ve kendi ürünlerini öne çıkarmaktadır (“self-preferencing”). Bu doğrultuda soruşturmada Apple’ın bu kapsamda hakim durumunu kötüye kullanıp kullanmadığı araştırılacaktır.

Ø  Apple Pay Soruşturması

Bu soruşturmada Apple Pay’in temel altyapı niteliği öne çıkmaktadır. Komisyon yaptığı ön araştırma neticesinde, Apple Pay’in ödeme alıcısı işyerlerinin uygulamaları ve İnternet siteleri ile entegrasyonunun sağlanmasına yönelik sözleşmelerde rekabeti, seçim imkanını ve inovasyonu azaltıcı hükümler bulunabileceğinden şüphe etmiştir.

Ayrıca, fiziksel mağazalarda yapılan ödemeler bakımından ise, soruşturma kapsamında Apple Pay’in iOS cihazlara yerleştirilmiş yakın alan iletişimi (NFC) yongasıyla ile “dokun ve öde” özelliğini sağlayabilen tek ödeme hizmet sağlayıcı olup olmadığı ve böylelikle yakın alan iletişimi teknolojisi ile hizmet verecek diğer ödeme hizmet sağlayıcılarının iOS cihazları pazarından dışlanıp dışlanmadığı araştırılacaktır. Bu yönüyle bu soruşturma da self-preferencing kavramını konu edinmektedir.

 

 III.         Türkiye Mevzuatı Perspektifinden Dijital Ekonomi ve Rekabet Politikası

 

Türk Rekabet Otoritesi Digital ekonomide, özellikle pazarı domine eden platformlar hakkında almış olduğu kararlar ile belki de dünyanın en aktif rekabet otoritelerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Aşağıdakiler Rekabet Kurulu’nun bu alanda aldığı başlıca kararlardandır:

-        Yemeksepeti Kararı

Rekabet Kurulu 2016 yılında aldığı karar ile Yemeksepeti’nin üye restoranlara uyguladığı rakip platformlarda daha iyi fiyat/koşullar sunmama koşulunu (geniş en çok kayrılan müşteri koşulu) hakim durumun kötüye kullanılması olarak değerlendirmiş ve yaklaşık 430bin Türk lirası idari para cezasına hükmetmiştir.

 

-        Biletix Kararı

2013 tarihli kararda etkinlik biletlerin çevrimiçi satışına aracılık eden bir platform olarak Biletix’in etkinlik sahiplerine uyguladığı münhasırlık anlaşmaları incelenmiş ve bu anlaşmaların pazarda kapama etkisi yaratmaması adına 2 yıl süre ile sınırlandırılması gerektiğine karar verilmiştir.

-        Booking.com Kararı

Kurul, 2017 yılında verdiği karar ile üye konaklama tesislerinin Booking.com’a taahhüt ettiği en iyi fiyat garantisi uygulamalarının konaklama tesisleri rezervasyonlarına yönelik platform hizmetleri pazarından Booking.com’un rakiplerini dışladığı gerekçesiyle ihlal tespit etmiş ve yaklaşık 2,5 milyon Türk lirası tutarında bir ceza belirlemiştir.

-        Sahibinden Kararı

2019 tarihli kararda Rekabet Kurulu Sahibinden’in emlak satışı ve kiralaması ile araç satışına yönelik çevrimiçi platform hizmetleri pazarında hakim durumda bulunduğuna ve emlakçı ile araç satışı yapan galerilere uyguladığı ilan ücretlerinin aşırı fiyatlama teşkil ettiğini tespit etmiş ve teşebbüse yaklaşık 10,7 milyon Türk lirası tutarında idari para cezası kesmiştir.

-        Google Kararları

 

(i)            Android Kararı

Rekabet Kurulu, yukarıda 7’inci dipnotta açıklanan Komisyon’un Android incelemesine paralel bir soruşturma yürütmüş ve benzer bulgulara vararak Google’a yaklaşık 93 milyon Türk lirası tutarında idari para cezası ile karar neticesinde rakip arama hizmet sağlayıcılarnın pazardan dışlanmasını engellemeye yönelik uyması gereken bir dizi davranışsal yükümlülükler uygulamıştır.

(ii)          Shopping Kararı

Rekabet Kurulu, yukarıda 7’nci dipnotta açıklanan Komisyon’un Shopping incelemesine paralel bir soruşturma yürütmüş ve benzer bulgulara vararak Google’a yaklaşık 98 milyon Türk lirası tutarında idari para cezası ile karar neticesinde Google Shopping Unit’in rakip alışveriş karşılaştırma hizmetleri karşısında ayrıcalıklı konumda olmasını önleyecek bir dizi davranışsal yükümlülükler belirlemiştir.

Bunlara ek olarak, Rekabet Kurumu nezdinde hali hazırda yürümekte olan Google hakkında aşağıdaki soruşturmalar da mevcuttur.

(i)            AdWords Soruşturması

İşbu soruşturma Komisyon’un neticelendirdiği AdSense soruşturmasına benzer kapsamlı olup, Google’ın arama motoru algoritmasında yaptığı değişiklikler ile çevrimiçi reklamcılık aracılık hizmeti pazarındaki rakiplerini pazardan dışlayıp dışlamadığı incelenmektedir. Soruşturma Rekabet Kurulu’nun 13.12.2018 tarihli kararı ile açılmıştır ve yakın zamanda neticelendirilmesi beklenmektedir.

(ii)          Yerel Arama Hizmetleri Soruşturması

Bu soruşturmada Google’ın arama motoru hizmetini kötüye kullanarak kendisinin yerel arama hizmetini rakiplerini dışlayacak şekilde öne çıkardığı iddiası incelenmektedir. Soruşturma 21.02.2019 tarihinde başlatılmıştır.

Yukarıdakilere ilaveten, Kurul’un İnternet satışlarının kısıtlanması ile yeniden satış fiyatının belirlenmesi alanında tesis ettiği aşağıdaki kararlar da dijital ekonomide rekabet hukuku uygulamalarına yön verebilecek türdedir:

Rekabet Kurulunun 2016 ile 2018 yılları arasında tesis ettiği İklimSA, Jotun, Indesit ve BSH kararları, her ne kadar soruşturmaya dönüşmeyen ön araştırmalar olsalar da içerlerinde yer alan kapsamlı değerlendirmeler ve Avrupa Birliği uygulamasına referanslar ile İnternet satışlarının kısıtlanması konusunun Kurul’un gündeminde önemli bir yer tuttuğunu göstermektedir.

Ayrıca 2019 tarihli MiniKoli kararında ise, sağlayıcının bayilerine sağladığı e-ticaret altyapısının bayilerin fiyatları serbestçe belirlemesini engellediği tespit edilmiş ve söz konusu uygulamaya son verilmesine karar verilmiştir.           

Bu kararlara ek olarak dijital ekonominin sirayet ettiği tüm sektörlerde yaşanabilecek rekabet sorunları ile ilgili Rekabet Kurumu’nun çeşitli sempozyumlarda görüş beyan ederek, uluslararası seminerlere katılarak ve Kurum çalışanları tarafından makaleler yayımlanarak bu alandaki rekabet politikasının gelişimine katkı sağlanmaktadır.

Örneğin, dönemin Rekabet Kurulu başkanı 25 Nisan 2018 tarihinde TÜSİAD ve Rekabet Kurumu tarafından ortaklaşa düzenlenen “Büyük Veri, Online Platformlar ve Rekabet Hukuku” isimli konferansa katılmış ve Rekabet Kurumu’nun “enerjisinin günümüz dijital ekonomilerinde yoğunlaşması” gerektiğini ifade etmiştir. Öte yandan Ömer Torlak, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Milletlerarası Ticaret Odası (ICC) Türkiye Milli Komitesi iş birliğinde Mart 2019’da düzenlenen, “Dijital Çağda Türkiye İçin Fırsatlar: Kamu Politikaları, İnovasyon ve Büyüme” konferansına konuşmacı olarak katılmış ve e-ticaretin giderek yaygınlaştığını vurgulamış ve Rekabet Kurumu’nun dijital ekonomi alanında yaptığı çalışmaları anlatmıştır. Ömer Torlak görevi süresince birçok akademik ve sektörel toplantıya katılım göstermiş veya Rekabet Kurumu’nun delegelerini göndermiş ve örnekleri verilenlere benzer kapsamda katkılar sunulmasını sağlamıştır.

Bu bağlamda yakın bir zaman önce Rekabet Kurulu Başkanlığı’na seçilen Sayın Birol küle tarafından dijital ekonomi ve rekabet politikası ile ilgili aşağıda yer verilen açıklamanın önem arz ettiği düşünülmektedir.

“Bundan yirmi yıl önce tahayyül bile edemediğimiz yeni iş modelleri, yeni ürün, yeni hizmetler ve yeni piyasalarla karşı karşıyayız. 2010’da yaklaşık 800 milyon mobil internet aboneliği varken bu sayı yedi yılda beşe katlanarak 4,2 milyara ulaşmış ve dünya nüfusunun yüzde 56’sını kapsar hale gelmiştir. Bilginin, hele de işlenebilir halde bulunan yüksek hacimli dijital verinin değeri her geçen gün artıyor. Bu sistem, ilk giren avantajı ve ağ etkileri gibi nedenlerle ekonomik gücün belirli firmaların elinde toplanmasına yol açıyor. […] Öte yandan, Kadim bir içtihat geleneği üzerine oturan ve esnek araçlara sahip olan rekabet hukuku, yeni ekonomik yapının gündeme getirdiği sorunlarla mücadele etmek için gerekli çözümlere haizdir. […] Yakın dönemde dijital konaklama hizmetlerinden arama hizmetlerine, fintech pazarlarından e-ticarete kadar Rekabet Kurumumuzun almış olduğu kararlar bu alandaki iyi örneklerden sayılabilir. Bunun yanı sıra devam eden incelemelerimizle birlikte bu alanda dünyadaki en etkin rekabet otoritelerinden biri olma iddiasındayız.”

Açıklama aşağıdaki üç hususa vurgu yapılmaktadır;

-        Dijital ekonominin karakteristik özelliklerinden (ilk giren avantajı ve ağ etkileri gibi nedenlerle) dolayı bu alanda tekelleşme temayülü bulunmaktadır.

-        Mevcut rekabet hukuku araçları dijital ekonominin gerektirdiği esnekliğe sahiptir.

-        Türk Rekabet Otoritesi dijital ekonomide en etkin otoritelerden biri olacaktır.

 

Bu vizyonun bir sonucu olarak yakın dönemlerde Rekabet Kurumu tarafında iki önemli gelişme yaşanmıştır.

 

-        Rekabet Kurumu dijital ekonomide uygulanacak rekabet politikasının çerçevesini belirlemek üzere paydaşların katılımı beklediği bir çalışma başlattığını duyurmuştur.

-        Rekabet Kurumu organizasyonel bir değişikliğe giderek mesleki daireleri dijital ekonomi boyutuyla destekleyecek bir şekilde strateji dairesinin görev alanını genişletmiştir.

Anılan raporun yıl içerisinde tamamlanacağı öngörülmektedir. Dolayısıyla bu alanda uygulanacak rekabet politikasının detayları hakkında bu süre sonunda daha net bilgi sahibi olunabilecekse de Rekabet Kurulu Başkanı Birol Küle’nin ifadelerinden yola çıkarak dijital ekonomide daha sıkı ve hızlı bir rekabet politikası uygulanabileceği varsayılabilecektir.

Bir üçüncü gelişme olarak Avrupa Birliği mevzuatına uyum ve paralelliğin sağlanmasını hedefleyen bir kanun tasarısı kabul edilmiş ve mevzuat değişiklikleri 24 Haziran 2020’de yayınlanmıştır. Eskiden rekabet ihlallerinde taahhüt mekanizmasının kullanılması mümkün değil iken işbu kanun değişikliği ile bu yetkinin kullanılmasının hukuki zemini hazırlanmıştır. Bu şekilde, özellikle Avrupa Birliği’nde ihlal tespiti yapılan hususlarda çok hızlı bir şekilde taahhüt mekanizması çalıştırılarak yerel pazarda rekabetin tesis edilmesi mümkün olabileceği öngörülmektedir.

Son olarak Türk Rekabet otoritesi çok nadir tedbir kararı almakla beraber, yakın bir zaman önce – uzunca bir aradan sonra – Avrupa Birliği’ndeki kaygılara benzer kaygılarla Rekabet Kurulu’nun geçici bir tedbir kararı aldığı görülmüştür. Hijyen ve gıda ürünleri pazarındaki rekabet ihlallerinin incelendiği soruşturma kapsamında Rekabet Kurulu aldığı karar ile soruşturma muhataplarının soruşturma süreci tamamlanana kadarki süre zarfında gıda ve temizlik ürünlerinde yapılacak tüm fiyat artışları hakkında Rekabet Kurumu’nun bilgilendirilmesi gerekecektir.

 

(iii)        Sonuç

 

Dijital ekonominin ülke ekonomileri için taşıdığı önem dikkate alındığında her geçen gün bu alanın düzenleyici otoritelerinin gündemine daha çok yer teşkil etmekte olduğu görülmektedir. Diğer yandan bu ekonomik faaliyetlerin karakteristik özelliklerinden dolayı belirli seviyeye kadar yoğunlaşma temayülü içerisinde oldukları sıkça gündeme getirilmektedir. Bu hususa ek olarak, tekellerin bulunduğu sektörlerin serbestleşmesinin sağlanması amacıyla sektör spesifik düzenleyici kurumların rekabeti tesis etmek amacıyla görev aldıkları ve fakat veri temelli dijital ekonominin böyle bir düzenleyici otoriteden yoksun bulunması bu alanda rekabet otoritelerine daha fazla görev düşmesi ile sonuçlanmıştır.

Bu nedenlerle Türk rekabet otoritesinin Avrupa Birliği rekabet otoriteleri ile geleneksel bir bağı bulunduğu da dikkate alındığında, önümüzdeki dönemde bu alanda Avrupa Birliği’ndekine benzer sıkı bir rekabet politikasını beklemek yanlış olmayacaktır.



(1) AT.39740 dosya numaralı Google Shopping kararı (Google’ın kendi alışveriş karşılaştırma hizmetini Google arama sonuçlarında ayrıcalıklı konumlandırarak ve rakip alışveriş karşılaştırma İnternet sitelerini arama sonuçları sayfalarında aşağılara veya sonraki sayfalarda konumlandırarak, rakip alışveriş karşılaştırma hizmetlerinin trafiğini azalttığının tespit edilmesi üzerine 2,42 milyar Avro değerinde para cezası uygulanmıştır; (ii) AT.40099 dosya numaralı Google Android kararı (Google’ın ticari Android işletim sisteminin dağıtım anlaşmaları yoluyla Google arama motorunu cihazlarda varsayılan olarak ayarlama ve arama parçacığını ayrıcalıklı olarak konumlandırma suretiyle arama pazarındaki rakiplerini dışladığı gerekçesiyle 4,34 milyar Avro değerinde para cezası uygulanmıştır; (iii) AT.40411 dosya numaralı Google AdSense kararı (Google’ın çevrimiçi reklamcılık aracılık hizmeti sunduğu AdSense uygulaması kapsamında reklamcılara (İnternet sitelerine) Google lehine münhasırlık uygulamaları veya İnternet sitelerinin en çok tıklanan veya ziyaret edilen bölümlerindeki Google’a ayırma zorunlulukları uygulaması nedeniyle 1,49 milyar Avro para cezası uygulanmıştır).


(2) ‘Buy Box’ belirli bir satıcının ürünlerini sepetlerine doğrudan ekleme imkanı tanıyan bir promosyon aracıdır.