Loading...

09.06.2020

Örtülü Sermaye KDV Uygulaması

Örtülü Sermaye KDV Uygulaması

 

Örtülü Sermaye Uygulamasının Temeli Nedir?
 
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu (“KVK”)’nun 12. maddesinde örtülü sermaye tanımına yer verilmiş olup işletmede kullanılan borçların örtülü sermaye kapsamında değerlendirilebilmesi için;

  1. Doğrudan veya dolaylı olarak ortak veya ortakla ilişkili kişiden temin edilmesi,
  2. İşletmede kullanılması,
  3. Bu şekilde kullanılan borcun hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşması şartlarını sağlaması gerekmektedir.

 
Örtülü sermaye üzerinden ödenen faiz ve benzeri ödemeler veya hesaplanan tutarlar, KVK’nın 12/7. maddesi uyarınca, gerek borç alan gerekse borç veren nezdinde, örtülü sermaye şartlarının gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı veya dar mükellefler için ana merkeze aktarılan tutar sayılır. 
 
Örtülü Sermaye Üzerinden Hesaplanan Faiz Geliri Katma Değer Vergisi Kanunu (“KDV Kanunu”) Bakımından Nasıl Değerlendirilmektedir?
 
KDV Kanunu'nun 1. maddesi kapsamında, Türkiye'de ticari faaliyet çerçevesinde yapılan hizmetlerin KDV'ye tabi olduğu düzenlenmiştir. Örtülü sermayeye isabet eden borçlanmalara ilişkin faiz ve benzeri ödemelerin veya hesaplanan tutarların KDV'ye tabi olup olmadığı hususunda farklı görüşler mevcuttur.
 
İlk görüşe göre, örtülü sermaye üzerinden hesaplanan faiz tutarı, KDV Kanunu’nun 1.madde kapsamında bir finansman temin hizmetidir ve KDV’nin konusuna girmektedir. Bu işlemin, KVK uygulanmasında örtülü sermaye olarak değerlendirilerek dağıtılmış kâr payı sayılması, KDV açısından işlemin finansman temin hizmeti olmasını etkilememektedir. Dolayısıyla, örtülü sermayeye isabet eden faiz üzerinden %18 oranında KDV uygulanması gerekmektedir.
 
Diğer görüşe göre ise, örtülü sermaye kapsamındaki bir borçlanmada, KVK uyarınca kar payı sayılan kısmın, KDV Kanunu'nda sayılan türde bir teslim veya hizmet olarak nitelendirilemeyeceği ve bu sebeple örtülü sermaye kapsamındaki faiz gelirlerinin KDV ile ilişkilendirilemeyeceği kabul edilmektedir.
 
İlgili Faiz Gelirinin KDV Kanunu Açısından Değerlendirilmesine İlişkin Emsal Oluşturacak Vergi Mahkemesi ve Danıştay Kararları Var Mıdır?
 
Evet mevcuttur. Örtülü sermayeye üzerinden hesaplanan faiz gelirinin KDV Kanunu açısından değerlendirilmesi, birçok mahkeme kararına konu olmuştur.
Bugüne kadar vergi mahkemeleri ve bölge idare mahkemeleri nezdinde konuya ilişkin bir görüş birliği olmakla birlikte; son dönemde edindiğimiz güncel tarihli bir Danıştay kararında;


  • Örtülü sermaye üzerinden kur farkı hariç, faiz ve benzeri ödemeler veya hesaplanan tutarların, gerek borç alan gerekse borç veren nezdinde, örtülü sermaye şartlarının gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibariyle dağıtılmış kar payı sayılması gerektiğinin açık olduğu; bu itibarla KVK’da açıkça belirtilen "kar payı dağıtımının",  KDV Kanunu’nda sayılan türde bir teslim veya hizmet olarak nitelendirilemeyeceği ve sonuç olarak kar payı ve iştirak kazançlarının KDV konusu olarak sayılmaması karşısında dava konusu tahakkukta hukuka uyarlık görülmediği gerekçelerine yer verilerek örtülü sermaye üzerinden hesaplanan faiz tutarlarının KDV’nin konusuna girmediği yönünde hüküm tesis edilmiştir.

 
Örtülü Sermaye Niteliğinde Borç Kullandıran ve Bu Borca İsabet Eden Faiz Üzerinden KDV Beyan Eden Firmalar Tarafından Emsal Danıştay Kararı Dikkate Alınarak Söz Konusu Tutarın İadesi için İzlenebilecek Hukuki Bir Prosedür Var Mıdır?
 
Evet, yukarıda yer verilen Danıştay Kararı dikkate alınarak, örtülü sermaye kapsamında borç kullandıran (borç veren) ve söz konusu borca isabet eden faiz üzerinden KDV beyan eden firmalar tarafından dava yoluna başvurmak sureti ile geçmiş 5 (beş) yıl içerisinde ödenen veya gelecek dönemlerde ödenecek olan KDV’nin tecil faizi ile iadesi talep edilebilecektir.


 Dava Yoluna Başvuru İçin Ne Yapılması Gerekmektedir?
 
Geçmiş dönemler için öncelikle idari bir prosedür olan düzeltme/şikayet yolunu işletip söz konusu başvuruların reddi akabinde dava yoluna başvurarak, gelecek dönemler için ise beyannamelerin ihtirazi kayıtla verilmesi üzerine dava yoluna başvurabilir.
 
Gelecek Dönemde Tahakkuk Edecek KDV İçin Vergi Mahkemeleri Nezdinde Ne Zaman Dava Açılmalıdır?
 
İlgili KDV beyannamesinin verilmesini müteakiben düzenlenen tahakkuk fişinin düzenlendiği tarihten itibaren 30 (otuz) gün içerisinde mükellefin bağlı bulunduğu vergi dairesinin -yani vergiyi tahakkuk ettiren vergi dairesinin- bulunduğu yerdeki vergi mahkemesine dava açılmalıdır (“İhtirazi Kayıtla Verilen KDV Beyannamesi Akabinde Dava Yolu”). Davayı 30 (otuz) gün içerisinde açabilmek için, KDV beyannamesinin mutlaka “ihtirazi kayıtla” sunulması gerekmektedir. Beyannameye ihtirazi kayıt koyulması için beyanname üzerindeki “ihtirazi kayıt” kutucuğunun işaretlenmesi yeterlidir.
 
İhtirazi Kayıtla Verilen Her Bir KDV Beyannamesi İçin Ayrı Mı Dava Açmak Gerekmektedir?
 
Evet, ihtirazi kayıtla verilen her bir beyanname akabinde tahakkuk eden vergiye karşı ayrı ayrı 30 (otuz) günlük yasal süresi içerisinde dava açılmalıdır.  
 
“İhtirazı Kayıtla” Verilmeyen KDV Beyannamesi Üzerine Tahakkuk Eden KDV ile “İhtirazi Kayıtla” Verilmesine Rağmen Süresinde Dava Yoluna Başvurulmamış KDV’nin İadesini Talep Dava Etmek Mümkün Müdür?
 
Evet mümkündür, ancak burada vergilendirme işleminin dava konusu edilebilmesi için öncelikle aşağıdaki idari prosedürün (“Şikayet Yolu ile Müracaat Akabinde Dava Yolu”) takip edilmesi gerekmektedir:


1. Ödenen vergilerin iadesi için, öncelikle ilgili vergi dairesi nezdinde VUK’un 116 vd. maddeleri uyarınca düzeltme başvurusunda bulunulacaktır.

2. Bu türden başvurular, vergi idaresi tarafından genellikle zımnen (60 günlük süre içerisinde cevap verilmemek suretiyle) ya da açık ret yazısı düzenlenerek reddedilmektedir. Tesis edilen ret işlemi üzerine ise, VUK’un 124. maddesi uyarınca, Hazine ve Maliye Bakanlığı nezdinde şikayet başvurusunda bulunulacaktır.

3. Bakanlık tarafından da aynı şekilde başvurular genellikle zımnen (60 günlük süre içerisinde cevap verilmemek suretiyle) veya açık ret yazısı ile reddedilmektedir. Bakanlık tarafından tesis edilen ret kararının tebliğinden veya zımnen ret sayılma tarihinden itibaren ise 30 (otuz) gün içerisinde dava yoluna başvurulacaktır. 


Yukarıda açıklanan idari prosedür, düzeltme başvurusunun yapıldığı tarihten itibaren ortalama 4-5 aylık bir süre içerisinde tamamlanmaktadır.

 
Yukarıda belirtilen Şikayet Yolu ile Müracaat Akabinde Dava Yolu ile İhtirazi Kayıtla Verilen KDV Beyannamesi Akabinde Dava Yolu arasında, mahkemeye sunulacak iddialar bakımından bir fark bulunmamaktadır. Ancak Şikayet Yolu ile Müracaat Akabinde Dava Yolu’nda davanın dinlenebilmesi için öncelikle mahkemeye dava konusu işlemde “açık bir vergi hatası” olduğunu kanıtlamak gerekmektedir.
 
Dava Ortalama Ne Kadar Sürede Sonuçlanmaktadır? Davanın Lehe Sonuçlanması Durumunda İdarenin Kanun Yollarına Başvurması Ödemeyi Durdurur Mu?
 
Tecrübe ettiğimiz üzere, vergi mahkemeleri genellikle 8 ila 10 ay içerisinde karar tesis etmektedir.  Davanın lehe sonuçlanması durumunda, vergi mahkemesince tesis edilen kararlar yürütülebilir nitelikte kararlar olduğundan dava konusu tutar tecil faiziyle (veya yasal faiziyle) birlikte ilgili vergi dairesinden iade alınabilir ve idare tarafından kanun yollarına başvurulması iadeye engel teşkil etmemektedir.
 
Bu çerçevede, idare kanun yoluna başvursa dahi, iadesine karar verilen tutar mükellefe kanuni süreler (genellikle idare tarafından ödenek alınmasına bağlı olarak) dahilinde ödenecektir.
 

Dava Sürecindeki Kanun Yolları Nelerdir? Bu Kanun Yollarında Ortalama Karar Süreleri Ne Kadardır?
 
Vergi mahkemesinin kararının akabinde, dava konusu tutarlar dikkate alınarak istinaf ve temyiz kanun yolları işletilebilir. Bu kapsamda, vergi mahkemelerince verilecek kararlarda 2020 yılı için konusu 7.000 TL’yi geçmeyen davalarda verilen kararlar kesin nitelikte olup, konusu 7.000 TL’yi geçen davalarda ise istinaf kanun yolu açık olacaktır. Bölge İdare Mahkemesi tarafından yapılacak istinaf incelemesi yaklaşık 10 ila 12 ay arası sürmektedir.


İstinaf incelemesi “Bölge İdare Mahkemeleri” nezdinde gerçekleştirilecektir. Bölge İdare Mahkemesince 2020 yılında verilecek kararlarda ise konusu 176.000 TL’yi geçmeyen davalar için verilecek kararlar kesin nitelikte olup konusu 176.000 TL’yi geçen davalarda ise verilecek kararlara karşı temyiz kanun yoluna başvurmak mümkün olacaktır. Temyiz incelemesi Danıştay nezdinde gerçekleştirilmektedir. Danıştay tarafından yapılacak temyiz incelemesi ise ortalama 12 ila 18 ay arası sürmektedir.


Bahse konu tutarsal sınırlar her yıl yeniden, değerleme oranı dikkate alınmak sureti ile belirlenmektedir.
 
Dava Yoluna Başvurmak İçin Dava Harcı ve Masrafları Ne Kadardır?
 
Vergi davalarında dava harcı maktu (sabit bir tutar) olarak belirlenmektedir. 2020 yılı için vergi davası açmak için belirlenen maktu harç ve masraf tutarı yaklaşık olarak 350-400 TL’dir. Bunun haricinde, dava açılışı için yaklaşık 150-200 lira değerinde bir ulaşım gideri bulunmaktadır. Bunun haricinde, davanın devamında harcanmak zorunda kalınan mahkeme masrafları ise dava başına yaklaşık 1.000 TL’dir.
 
Şikayet Yolu ile Müracaat Akabinde Dava Yolu’nda, düzeltme/şikayet prosedürü için harcanmak zorunda kalınan yaklaşık 50-100 TL’lik bir posta masrafı da bulunabilir.
 
Öte yandan, davanın aleyhe sonuçlanması halinde, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin İkinci Kısmı’nın Birinci Bölümü uyarınca davalı vergi dairesi avukatı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilecektir.